Eskiden pehlivanları güreşe çağıran, yarışmaları düzenleyen, gelen konukları ağırlayan, yemek ve yatacak yerlerini temin eden, örf ve adetlere uygun olarak güreşlerin yapılmasını sağlayan, ödüller veren Kırkpınar Ağasıydı. Ancak şimdi ağanın saydığımız bu faaliyetlerinden büyük bir bölümü Edirne Belediyesi'nce karşılanmaktadır.
Bazı yerlerde "Kisvet" de derler. Yumuşak deri dediğimiz vaketa, meşin vidala gibi nesnelerden dikilirdi.
Kısbetin beli düz ve kıvrımlıdır. Bu kısma uçkur gibi kısbetin belini açıp kapamaya yarayan bir ip geçirilmiştir. Buraya "Kasnak" derler. Bazı yerlerde de "Peşkavaz" denir. Kısbetin arka tarafı, pehlivanın oturması için geniş yapılır. Fakat uyluk ve paçalar dardır. Bu paçalar baldırın üstünden ip ile bağlanır. Paçalar, rakibin eli veya parmağı içeri girmesin diye sıkılır. Paça iç taraftan keçebent denilen keçe parçası veya bez ile sarılır. Paçaya 'şiraze' de denir.
Acemi ve kısbet alamayan pehlivanların giydiği kalın Amerikan bezinden yapılmış uzun paçalı dona pırpıt denir.
Eskiden birkaç eski pehlivan, bir-iki köy ağası veya güreşlerden anlayan birkaç kişi kurallara aykırı iş yapılmasın diye güreş meydanının bir köşesine oturur, güreşleri kontrol ederlerdi.
Güreşi cazip kılar. Davul-zurna ekipleri Kırkpınar'dan birkaç gün önce şehirde dolaşarak halkı şenliklere davet ederler. Davul ve zurna eşliğinde güreşçilere tutuş yapmaları için çağrı yapılır.
Güreşecek pehlivanların adlarını, sanlarını, oyunlarını seyircilere anlatan ve dualarını okuyan adamdır. Cazgır güreşecek pehlivanları meydana sürer ve bu merasime yağlı güreşte "çıkış" adı verilir.
Allah, Allah illallah
Hayırlar gele inşallah
İki yiğit çıkmış meydana
Birbirinden merdane
Pirimiz Hamza Pehlivan
Aslımız, neslimiz pehlivan
Kırkpınar başpehlivanına verilen, Kırkpınar'ın en büyük ödülüdür. Kırkpınar'da başpehlivan olan güreşçi 1 yıl süreyle altın kemerin sahibi olur. Ancak aralıksız üç yıl üst üste başpehlivan olan güreşçi altın kemerin sürekli sahibi olur.
Bu arada Kırkpınar Ağası da şehre gelişinde altın kemer takılarak karşılanmaktadır. Aralıksız Üç yıl üst üste Kırkpınar Ağası olan kişi de altın kemerin sürekli sahibi olur. Bu kemere şimdiye kadar Alper Yazoğlu ve Hüseyin Şahin sürekli sahip olmuştur.
Güreşçiler, kavranmaları güç olsun diye yağlanırlar. Pehlivanlar, güreş meydanının uygun bir yerinde yağ ve su ile doldurulmuş kazanların etrafında yağlanırlar. Güreş başladıktan sonra pehlivanlar çayırda dolaşan yağcılardan diledikleri zaman yağ ve su alabilirler.
Kısbet, zembil adı verilen ve sazdan yapılan bir torbada taşınır ve saklanır. Güreşi bırakan pehlivan, zembilini duvara asmasından belli olur.
Kırkpınar'ın davet simgesi "Kırmızı Dipli Mum" dur. Önceleri şehirde ve köylerdeki kahvelere kırmızı dipli mumlar asılarak oradaki halk Kırkpınar'a davet edilirmiş. Rivayete göre, "Seni kırmızı dipli mumla mı çağırdılar" sözü de buradan gelmektedir.
Kırkpınar Er Meydanı'nda güreş tutan pehlivanlar, güreşirken yüzlerini ve gözlerini silmek için salaşpur bezi kullanmaktadırlar.